Değerli Dostlarım,
Aşağıda Değerli hocam, emekli öğretmenlerimizden ve
Sakarya Yazarlar ve Şairler Derneğinin yıllarca başkanlığını da
yapmış olan Muammer Kılıç ağabeyimin bir yazısını aktarıyorum.
Yeni başlamış arkadaşlara ve kendisini geliştirmek isteyen
dostlara çok faydası olacağı kanaatindeyim.
ŞİİR YAZMA SANATI
TERİMLER
Dörtlük: Dört dizeden oluşan bölümler.
Beşlik : Beş dizeden oluşan bölümler.
Beyit : İki dizeden oluşan bölümler.
Uyak : Genellikle dize sonlarında bulunan sözcüklerdeki veya sözcüklerin sonlarında bulunan eklerdeki anlamları farklı ses benzeşmesidir.
“Kazık, azık, yazık” sözcüklerinde “azık” uyağı oluşturur.
Redif : Sesleri ve anlamları ile görevleri aynı olan sözcük ya da eklerdir.
“Kazık-ların, azık-ların” sözcüklerindeki “ların” ekleri rediftir.
Hece ölçüsü: Dizelerdeki hece sayılarının aynı olması anlamına gelir.
Durak : Dizeler içinde, okunurken duraksanacak yerlerin her dizede eşit sayıdaki hecelerden sonra olacağı anlamına gelir. Bir şiire hangi durak düzeni ile başlandıysa o düzende devam edilmesi gerekir.
Örnek : “Esen yeller -dağdan gelir - gül kokar.” Dizesinden de anlaşılacağı üzere ilk tireye kadar dört hece, ilk tire ile ikinci tire arasında dört hece, kalan son kısımda ise üç hece varsa durak düzeni 4+4+3 demektir.
Ayak : Genellikle dötlük ya da beşliklerin son dizelerinde kullanılan aynen tekrar edilmiş sözcük ya da sözcükler topluluğudur. Bazen bir dize bütünüyle ayak olarak kullanılabilir.
ÖLÇÜLER
HECE ÖLÇÜSÜ
Yedi heceden oluşan dizeler: Maniler bu ölçüde söylenir. Halk kültüründe önemli yerleri vardır. İlk iki dize ile son iki dize arasında anlam bütünlüğü aranmaz. Anlatılmak istenen duygu ya da düşünce son iki dize ile vurgulanır. İlk iki dize söylenmek istenen öze hazırlıktır. İlk iki dizenin son sözcüğü ile son iki dizenin son sözcüğü arasında mutlaka uyak bulunmalıdır.
Uyak düzeni: a - b - a - b / a - a - b a / a - b - c - b
düzenlerinde olabilir.
Durak düzeni: Kullanmak zorunlu değildir. İstenirse 4+3 veya 3+4 düzeni kullanılabilir. Yöresel halk dili kullanılması manilere güzellik verir.
Sekiz heceden oluşan dizeler:
Uyak düzeni: a - b - a - b / a - a - a - b / a - b - c - b olabilir.
En çok kullanılanı: Birinci dörtlük a - b - a - b
diğer dörtlükler : c - c - c - b düzenidir.
Durak düzeni : Olmayabilir. Sanat değeri yüksek olması ve kulağa hoş gelmesi isteniyorsa 4+4 veya 5+3 ya da 3+5 düzenlerinden birisi seçilebilir. Durak düzeni kullanılacaksa, en güzeli, şiirin bütününün aynı düzende olmasıdır.
On bir heceden oluşan şiirler: Halk şiirinde en çok kullanılan hece ölçüsüdür.
Uyak düzeni: a - b - a - b / veya birinci dörtlük a - b - a - b diğer dörtlükler c - c - c - b şeklindedir
Durak düzeni: Şiire ritm ve güzellik katar. On bir heceden oluşan dizelerde durak düzeni 6+5 veya 4+4+3 şeklindedir. Başka bir düzen yaygın değildir.
On dört heceden oluşan dizeler: Uyak düzeni on bir heceli şiirlerdeki gibidir. Durak düzeni 7+7 olarak uygulanır.
Hece ölçüsünde durak düzeninin kullanılması zorunlu değildir ama; kullanılmadığı durumlarda şiirde ritm bozulur. Okuyan ve dinleyenler şiir sanatıyla uğraşmasa da bir şeylerin aksadığını hisseder.
UYAK
Terimler bölümünde anlamını açıklamıştık. Şimdi çeşitleri üzerinde örneklerle açıklamalar yapalım.
Yarım uyak: “Tunç” ve “Aç” sözcükleri arasında “ç” harfinin oluşturduğu bir uyak bulunur. Tek harften oluşan ses benzeşmelerine yarım uyak denir.
Tam uyak : “Zekat” ve “hasat” sözcükleri arasında iki harfli “at” hecesinin oluşturduğu uyak bulunur. İki harften oluşan ses benzeşmelerine tam uyak denir.
Zengin uyak: “Ezan” ve “hazan” sözcükleri arasında üç harfli “zan” hecesinden oluşan uyak vardır. Üç veya daha fazla harften oluşan ses benzeşmelerine zengin uyak denir.
Tunç uyak : “Ayak” ve “kayak” sözcükleri arasında sözcüğün biri bütünüyle uyağı oluşturmakta, diğeri onu kapsamaktadır. Bu tür ses benzeşmelerine tunç uyak denir.
Cinaslı uyak: “Sen gelmeden önce doksandım, yüzdüm.
......................Gözlerinde gözdüm, yüzünde yüzdüm,
......................Sana gelmek için bin kulaç yüzdüm.” Dizelerindeki “yüzdüm” sözcükleri sesleri aynı, anlamları farklı sözcüklerdir.Bu tür ses benzeşmelerine cinaslı uyak denir.
AYAK
Tanımını terimler bölümünde yapmıştık. Örneklerle açıklamalar yapalım.
Herkesin sevinçli, mutlu anında,
Güller açılmıştı yarin teninde,
Dostlar dergahının kutlu gününde,
Sevda nağmeleri coştukça coştu,
İçimde sen vardın, gönül sarhoştu.
Seninle birlikte olmak isterdim,
El ele bir ömür kalmak isterdim,
Murada kavuşup gülmek isterdim,
Tutkum alev alev uğruna koştu,
İçimde sen vardın, gönül sarhoştu.
Muammer KILIÇ
Bu şiirdeki ”İçimde sen vardın, gönül sarhoştu.” dizesi her beşliğin sonunda aynen tekrarlanıyor ve ayağı oluşturuyor. Bu tekrarlar dörtlüklerin son dizeleri de olabilirdi. Hatta bazen ayak, dizenin yarısı , bir bölümü veya tek sözcükten oluşabilir.
Dizenin tamamı ayak ise:Beşliklerde bir önceki dize ile ayağın arasında uyak olmalıdır.Dörtlüklerde bu uyak aranmaz.
Dizenin sadece bir bölümü ayak olarak kullanılacaksa: Bu bölümden önceki sözcükler arasında uyak kullanılmalıdır.
Örnek: Sadece “istemiyorum” sözcüğü ayak olarak kullanılacaksa dörtlüklerin son dizeleri;
....“Aşkına bulaşmak istemiyorum,
....Kimseyle dalaşmak istemiyorum,
....Çevrende dolaşmak istemiyorum,
....Sevdana ulaşmak istemiyorum” şeklinde olabilir.
Dikkat edilirse dörtlük sonlarında kullanılacak “istemiyorum” sözcüğünden önceki “Bulaşmak, dalaşmak, dolaşmak, ulaşmak” sözcükleri arasında uyak bulunmaktadır.
Ayak her tür hece şiirlerinde kullanılabilir. Şiire güzellik katar.
İMGE
Çağrışım yoluyla hatırlatma amacıyla yapılan, anlatım biçimidir. Şiirlerde çoğu zaman kullanılır.
Bu çalışma deyimler, atasözleri, özlü sözler, tamlamalar, abartmalar, benzetmeler, ikileme ve vurgularla yapılabilir.
Son zamanlarda sık sık rastladığımız konunun dağıtılması ve anlaşılmazlık hiçbir zaman imge olmamış ve olmayacaktır da…
KONU
İşlenecek konu önceden kafamızda tasarlanmalı, hazırlık buna göre yapılmalıdır. Konu aniden de ortaya çıkabilir. Fazla dağıtılmadan, konudan konuya sıçramadan, duygu yoğunluğu içinde yazmaya geçilmelidir. Şiir yazılırken duyguların düşüncelerle buluşmasına izin verilmeli, sadece biriyle yetinilmemelidir.
Beyin ve duygular zorlanarak şiir yazılmaz. Yazılsa da güzel bir eser ortaya çıkmaz. Ancak yoğunlaşma (konsantrasyon) başarılı olursa güzel sonuçlara ulaşmak olasıdır.
ANLATIM
Yazar ve şairlerin bir görevi de dilimizi yabancı dillerin etkisine karşı korumak ve gelişmesini sağlamaktır. Bu nedenle elden geldiğince arı bir Türkçe kullanmak yurttaşlık görevi olarak da kabul edilmelidir. Zorunlu kalınmadıkça yabancı kökenli sözcükler kullanılmamalıdır. Bu zorunluluk ancak terimler ve benzerlerini kullanırken ortaya çıkabilir.
Unutmayalım ki; anlaşılır bir dille yazılanlar daha çok okurla paylaşılır. Paylaşılmayan bir sanat bence sanat değil, sanatçının kendini tatmin olayıdır. Bu da insanın içindeki bencillikten gelir.
“Sevinçler paylaşıldıkça büyür, üzüntüler paylaşıldıkça küçülür” sözleri ne güzel söylenmiş. Sanat da bir sevgi olayı değil midir? Öyleyse sanat da paylaşıldıkça büyür. Yazdıklarının okunmasını, yaptığı resmin görülmesi ve yorumlanmasını, ortaya çıkarılan şarkı veya türkünün başkaları tarafından değerlendirilmesini istemeyen sanatçı bulunur mu?
Dostlar!.. Lütfen anlaşılmaz veya zor anlaşılırlardan kaçınalım. Anlatımlarımızda kendi dilimizi kullanalım. Kullanalım ki; gelişsin, yaygınlaşsın. Gelecekte dünya çapında kullanılan bir dil olsun. Başka akımlardan etkilenip bozulmasın. Dil var olduğu sürece ulus var olur. Dilini kaybeden uluslar kültürünü, kültürünü kaybeden uluslar kendini, kendini kaybeden uluslar da devletini ve vatanını kaybeder. Türkçe’yi iyi kullanalım ki; yarınlar bizim olsun.
SERBEST ŞİİR
Özellikle son zamanlarda şiir yazacağım diye ortaya çıkan bazı insanların ürettiklerini incelediğimde vardığım sonuç; eğitim ihtiyaçlarını karşılamadan şiir yazmaya kalkıştıkları kanısıdır. Yeterince okumamış olmaları olasıdır.
Serbest şiir yazan bir dostumun söylediği sözler kulaklarımda çınlar bazen… “Bana bir yazı getirin, alt alta dizeler haline sokup size şiir yapayım.” Bu sözleri söylerken, gözlerindeki alaycı tavır görülmeye değerdi,
Serbest şiir denince ben, onun ölçü ve düzeninin serbest olduğunu sanıyorum. Düzensizlik, ölçüsüzlük anlamına gelmez.Yazmaya başladığımızda her aklımıza geleni istediğimiz gibi yazamayız. Şiirde duygu olmalı, akıcılık olmalı, sade bir dil ve anlaşılır bir anlatım olmalıdır.
Şiir ile destan biribirinden ayrılmalıdır. Çok uzun nazım yazı türlerinin şiirden başka bir ismi veya isimleri olsa gerek.
Zaman zaman uzayıp giden şiirlerin dinleyicileri ne kadar sıktığını hepimiz fark ederiz. Halk arasında söylenen bir söz vardır. Anlatım sırasında dönüp dönüp aynı şeyleri tekrarlayanlar için kullanılır. “Eee… Ne söyleyeceksen söyle… Ne geveleyip duruyorsun?” denir ya… Aklıma gelir bazen.
Şiir özlü söz değildir ama özdür. Duygu yüklüdür. Kalpleri hoş edendir, sıkıntı veren değil. Uyumludur. Kolay anlaşılır olmalıdır. Konuya yöneltmeli, yürekleri ve düşünceleri alıp bir yerlere götürmelidir. Bazen yakmalı, bazen söndürmelidir. Şiir yaşanmalıdır. Okunurken ya da dinlenirken yaşatmalıdır.
Serbest şiirde de uyaklar kullanılmalı, yeri geldiğinde olmazsa olmazlardan kabul edilmelidir. Burada sadece uyakların kullanılacağı yerler serbest bırakılmalıdır.
Hece ölçüsü kullanan biri olarak, zaman zaman serbest şiirden aldığım tadı kendi şiirlerimden alamıyorum. Ama bazen de “Yapma dostum… Beceremiyorsan biraz daha eğitim al. Biraz daha oku.” diyesim geliyor.
Her alt alta yazılan dizeler şiir değildir. Eksiklerini kabul edenlere can kurban. Elbette bizim de bir sürü eksiklerimiz olacaktır. Her gün biraz daha ileriye gitmenin yollarını bulmak gerekir.
Bir şeyi unutmayalım. Lütfen on okumadan, bir yazmayalım.
Bir de şu sitelerdeki şiirler hakkındaki yorumlar… Lütfen gerçekleri yansıtsın… Daha yararlı olacaktır.
Saygılarımla…
Muammer KILIÇ
- Yorum yazmak ve yorumları görebilmek için giriş yapın veya kayıt olun


