Refika Doğan' ın Gözünden Âşık Kazanoğlu (Gülce/Buluşma)
 

Saygıdeğer kardeşim, Âşık Kazanoğlu' na sevgiyle, dostlukla...

Bir yanında kuzey batı Erzurum
Komşu Karadeniz, Çoruh Vadisi
Etrafı dağlıkken ortası bağlık;
Küçük, şirin Pazaryolu...
Ve tabii, bol vermemiş mevlâm malı davarı
Nimeti buğday, darı...
Buna rağmen yitirmez yoksul halk, umudunu
Çalışıp çabalarken, der; her şeyin başı sağlık!

Çalı çırpıyla orman gövermiyor ne var ki
Tükenir dizde derman, elvermiyor mecali
Dokuz ay sürer toprak ananın uykusu*
Kirazayı, alıyla moruyla gelir. *
Sarar dört bir yanı kekik kokusu
Kınalı yapıncak, hanımelleri...
Kadifeye döner buzdan* dokusu.

Petekte arı
Süzmedir balı
O ne muhteşem tablo! Görülmeli...

Orak zamanında toplanır uşak,
Harmanda ayrılır sapından başak.
Kimi serttir çecin, kimi yumuşak
Nimetten sayılır den, Kazanoğlu.

Ağustos denince hava sımsıcak,
Arada esiyor meltem
Ilıcak...
Koşan insanlar
Koşturan hayat
Her şey bir lokmayla bir posta, ancak...
İster otur ister yat
Aldığın kadardır hayat!

Sarı saçlarını dökünce ilkgüz
Nemlenir gökyüzü, hüzünlüdür yüz
Tohumla toprağın karıldığı giz
Canlanır gözünde dün, Kazanoğlu.

Usulca gelirken songüz, el sallar
Yorgun mu yorgun mahir ortagüz
Kirpiği ıslak
Hayatsa kaypak
Neyi anlatır bakış?
Hangi eşiğin ardında yükselir feryat?
Şimdi
Gelinlik giyinmiş karakış
Baktırır
Buğulu camlar ardında

Dal etti dalını Dadaşlar yurdu
Sinesinde kehribarlar kavurdu.*
Al atlar kişnedi davullar* vurdu
Hayat bu; aldırma sen, Kazanoğlu!

Balı şerbeti
Petek petek arısı
Gülüşü sanırsın ipek...
Esriyen toprak baharla çiçek çiçek...
Selam durur
Börtü böcek ve kelebek... Dinliyor
Vadinin bir kıyısından Pazaryolu; mest-i saz gibi
Çoruh’ u
O eşsiz ruhu
Anadolu’ yu
Ve altmış hanesiyle Süleymanbağı...
Göç verdikçe gurbete
Örülür bahtının ağı..

Uzaklardan duyulur Nevder’ in iniltisi
Tatlı bir telaş
Biraz vesvese...
Dertli mi dertli, fakat
Heybetli! Komutlar yağdırır Yusuf
Beş yavrunun babası...

Tam da burada başlar, ama
Nerede biter
Kazanoğlu hikayesi!

Sene bindokuzyüz ellibeş sonu
Can içinde yüzer can, Kazanoğlu
Nefesler tutulmuş bekliyor onu
Şavkıyla gülümser tan, Kazanoğlu

Bir yanında acı
Ve sayısız vuruşlarla dinmeyen sancı
Öte yanda umutla beklenen, minik
Yabancı...

Güne gebe ayın yirmi altısı
Sıfırın altında eksidir ısı
Sevgi, bir ananın ilk fısıltısı
Dua’ yla üflenen an, Kazanoğlu

Nihayet beklenen an gelirken sulu sepken
Bambaşka duyguların içinde herkes, derken;
Ikınır tiz sesiyle anacan, çığlık atar
Geliyor! Der, sevinçli sesiyle köy ebesi
Görünür
Nevder ananın sarı saçlı bebesi
Duygular katar katar...

Kutsal karanlığın bittiği yerde
Renkli bir dünyaya açılır perde
Daha ilk çığlıkla aşk denen derde
Düşer; çıra gibi yan, Kazanoğlu

Ne bilsindi, anadan ayıran ince bağın
Bahtının döneceği ilk gurbet olacağı...!

Kundağa belenen melek
Masum mu masum bebek...
Yarını bilinir mi? Hele bugünü görek!
Belki de gülecektir atide ona felek!
Ana yüreği işte;
Yumulmuş gözleriyle yormamak gerek...

Selahaddin koyar adını Yusuf
Ne de olsa baba, yüreği kesif
İstedi ki oğul olmasın pasif
Damarına akan kan, Kazanoğlu

Zürriyet bağı
Gözünün yağı
Derdinin ortağı
Kıymeti ocağın, otağın oğul!
Öyle derin bir duygu...Ah!
Şu yokluk olmasa, gözü kor ola...
Bağlar elini kolunu.
Ağlamakla gülmek arasında gömülür
Anasının ağ göğsüne, pembe dudaklı bala

Yoksulun mayını karakış, patlar
Boranı, tipisi bunu ispatlar
Gamzede, dudağın goncası çatlar
Nevder in döşüne ban, Kazanoğlu

Kardeşlerin sevdiceği,
Körpecik
Biraz daha büyümüş, incecik...
Varlığını anlayacak
Anlatacak yaşa gelmiş.
Gelmiş gelmesine amma;
Ha deyince çözülmez ki muamma!

Toplanır gardaşlar tamam altıya
İçinin ayazı muhtaç paltoya
Üç öğünü iner tek kahvaltıya
Yavan aşı yağlı san, Kazanoğlu

Nihayet ilkokul çağına erişir
Binbir sıkıntı
Binlerce umut...
Hazırlar, elinden tutar babası
götürür okula.
Yolda öğütler verir,
Hedef çizer balasına

Okul zamanı yel gibi güçlü es
Der babası ona, çoğalır heves
Kılavuzun olsun içindeki ses
Dolup boşaldıkça han, Kazanoğlu

Çok sevmiştir okumayı, okulu
Hele bir öğretmeni var ki...
Adı da Kazım Turan!
Oğlu gibi sever onu,
Örnektir Kazanoğlu...
Ve başkan seçer yanık
Yanık türküleriyle müzik koluna;
Sesi güzeldi ya!
Her sevilen gün gibi çabuk geçer
İlkokul da...

Beşten ötesine imkânlar yetmez
Od, odun olmazsa duman da* tütmez.
Düş güneş gibidir ufkunda, batmaz
Gurbete dönüktür yön, Kazanoğlu

Sıkça gurbete çıkan baba
Çaresiz
Ezik, geçim derdiyle;
Yetmez, yetemez
Oğulun hayal dünyasına!
Kaçınılmaz gurbet yutar
Ufkunda
Bin düşüyle...

Sene altmış dokuz, çetin hayatı
Elde yok avuçta, yaşam çok katı
Dört nala koşarken bahtının atı
Ham kelek misali bön, Kazanoğlu

Ne bilgi ne deneyim var
Savrulur yaralı yaprak misali
Küçük bir köyden koca şehire...
Oysa o çocuk!
Narin bedenine tezat yüküyle
Anacığının* özlemiyle…

Şehr-i Sultan denen yeditepeli
Bir yanıyla deli bir yanı Veli
İnlemeye başlar sazının teli
Yetmiş’ te uyanır tin, Kazanoğlu

Uzun bacakları, ince endamı,
Ağırlığının üstünde
Çektiği yük zorlar onu.
Biliyordu kaçınılmaz
Biliyordu, gerçek şaka kaldırmaz!
Birikti alınteri
Biriktirdi kederi
Verdi yevmiyeyi saza
Beledi dertlerini *
Yükledi sözden söze.

Ergen yaşa gelmişti, bağlanmalıydı başı
Onun da pişmeliydi
Kendi ocağında aşı,
Köyünden bir genç kızla
Kuruluverir yuvası
İlmek atar yüreğine
Anasıyla babası.

Yetmişbeş, yuvanın ilk düğünüdür
Yetmiş altı, çifte bayram günüdür
Doksan’ da, âşıklık onun ünüdür
Hakk için halkına dön, Kazanoğlu

Nikahın ardından vatani görev...
Aklı geride kalmıştır, velev
Mahçup, mahsun sevdasında.
Hasret yakar kavurur
Ve orada duyar
İlk rüyasını
Biricik kızı
Selvinaz’ ını

İlk göz ağrısıdır kızı Selvinaz
Doğarken ağladı, bilmedi ki naz
Bekledi sabırla, gelsin bahar yaz
Kardelen umudu ten, Kazanoğlu

Gözünde gönlünde sevdicekleri
Tüter de tüter
Ve sayılı günler çabucak biter.
Döner askerden, döner amma
Kader de kötü ağını örer!
Aşk ı, sevdayı
Sevgi saygıyı
Yaşarken öğreten sevgili yok artık!
Yıkık, perişan...
Yanar özü
Yanar gözenekleri...
Kızının karagözleri
Yıkar geçer içinde yıkılmayan kaleleri
İsyan etse ne gezer
Yazmışsa* kader...

Hani sevdiceği, nerdedir o yâr
Yıkılır hanesi, yağar başa kar
Yavrusu hatrına durmalı vakar
Tutunur hayata can, Kazanoğlu

Aradan geçer dokuz ay
Elem yüklü...
Bükülü boynuyla direnmeli,
Olmamalı teslim!
Henüz ana kokusuna doymamış körpesi
İçinin acı sesi
Omuzunda ağır yük
Kaderden gelen hüküm *
Eli mahkûm…

Yetmiş yedi, yeni yuvaya temel
Yetmiş dokuz, ona olur gurbet el
Seksen de, sılası Antalya, emel
Yalancı bahara kan, Kazanoğlu

Kimi dışından yanar, içinden kimi
Acıyı ve yokluğu
Yaşadığı gurbeti
Anlayan tek dostuydu sazının teli.

İkinci bahar... Sahi,
Olur muydu ilk bahar?
Yanıtsız sorularla uçar, yeni eşiyle
Gurbeti Almanya’ ya .
Kadere bakınız ki,
O da altı çocuklu!
Babası kadar...

Sazına üleştirir emeği bileğiyle
Âşıkların sözünden
Yüreğinin közünden
Edep erkân izinden ilerler
Adım adım
Ve gurbete son verir
Dönerken hülyâsına
Yerleşir sılasına.

Yıl, bindokuzyüz doksan;
Âşıkların demlendiği
Gönüllerin coştuğu
Sazla sözün konuştuğu Mevlâna Konya’ sına...
Baş vurur, kabul görmez
Pes etmeyecek elbet; sınav ister, yol ister
Büyüklüğü yüreğinde, özünde büyük usta
Öğretmen Fevzi Halıcı
tutar sınava, tapşır, der!
Mevlânın’ da yardımıyla olur ozanım kalıcı
Hak ederek ödülü
Görür o nurlu günü.

Derin bir ummandır daldığı dünya
Anlıyor, bu değil görünen hanya
En büyük rüyası, özüdür Konya
Katrenin içinde yun, Kazanoğlu

Bu sınavla daha da pişer özünün çiği
Değişir;
Hayata
Dünyaya
İnsana bakışı.
Olgunluktur mahlası
Nakış nakış işler sözü
Özünün aynası.

Türkiye’ m rehberi Türkçe’ ydi dili
Hecenin ustası, Gülce’ nin gülü
Aşk ile dolduğu Erzurum ili
Kalmadı üstünde zan, Kazanoğlu

O ki;
Kanının son damlasıyla
Hasbelkader ülkesiyle
O;
Diliyle, diniyle
Gelenekten göreneğe
Örnek oldu kültürüyle
Velinimeti el’ e.
Övgülerim az bile...
Son sözüm dostça O’ na;

Düşürme takkeyi görünmeye kel
Kişinin kibiri kişiye engel
Dosdoğru yürü ki bükülmeye bel
Ata yâdiğarı şan, Kazanoğlu.

Refika Doğan- Antalya - 2012

Konya Âşıklar Bayramıyla birlikte yurt içi ve yurt dışı bir çok etkinliklerde onur verici ödüllerle taltif edilen ozanımız Sayın, Selahattin Kazanoğlu (Âşık Kazanoğlu) nun sanat yılında siz değerli dostlarımıza "Gülce/Buluşma" nazım türünde "Refika Doğan" ın gözünden Âşık Kazanoğlu " adlı biyografik bir çalışma ile O'nu tanıtmak; özümüzün ayrılmaz parçası, yapıtaşı olan ozanlarımıza - âşıklarımıza bir nebze olsun saygımızı, sevgimizi ifade etmek istedim.
Kendilerine saygımla, dostluğumla birlikte; erinçle dolu sağlıklı ve uzun bir yaşam ve nice sanat yılları, nice kutlamalar diliyorum. Refika Doğan

Cuma, Ocak 27, 2012 - 03:27
User offline. Last seen 5 gün 11 saat ago. Kapalı
Üyelik tarihi: 08/17/2010